Zayıflama İğnesi Tartışması: Kilonun Ötesinde Beden Algısı ve Duygusal Yeme

· Psikolog Elif Erdoğan

Son günlerde zayıflama iğneleri yeniden gündemde. Doz, güvenlik ve yan etkiler konuşuluyor; bunlar hekimlerin cevaplaması gereken önemli tıbbi sorular. Ancak bu tartışmanın genellikle konuşulmayan bir tarafı var: Kilo ile ilgili kararlarımızın arkasındaki duygular, düşünceler ve bedenimizle kurduğumuz ilişki.

Bu yazı ilaçlar hakkında değil. İlaç ve tedavi seçenekleri için mutlaka hekiminize danışmalısınız. Burada, kilo meselesinin psikolojik yüzüne, özellikle beden algısına ve duygusal yemeye bakacağız.

"Hızlı çözüm" arayışı neden bu kadar cazip?

Kilo vermek için defalarca diyet denemiş, kısa süreli başarıların ardından yeniden kilo almış pek çok kişi için "kolay ve hızlı" bir yol umut verici görünür. Bu çok anlaşılır bir duygudur. Ancak bu döngünün içinde çoğu zaman şu düşünceler yer alır:

  • "Kilo verirsem her şey düzelecek."
  • "İrade sahibi olsaydım bunu başarırdım."
  • "Bedenim böyleyken mutlu olamam."

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) açısından bakıldığında, bu düşünceler bizi hem suçluluk hem de umutsuzluk döngüsüne sokabilir. Kilo değişse bile bu düşünceler değişmediğinde, memnuniyetsizlik başka bir konuya kayabilir.

Duygusal yeme nedir?

Duygusal yeme, fiziksel açlık nedeniyle değil; stres, sıkıntı, yalnızlık, can sıkıntısı ya da bazen mutluluk gibi duygularla baş etmek için yemek yemektir. Herkes zaman zaman duygusal yer; sorun, bunun tek baş etme yolu hâline gelmesidir.

Fiziksel açlık ile duygusal açlık arasındaki farklar:

  • Fiziksel açlık yavaş gelir, farklı yiyeceklerle doyurulabilir, doyunca durur.
  • Duygusal açlık aniden gelir, genellikle belirli yiyecekleri ister (çoğunlukla tatlı ya da tuzlu atıştırmalıklar), doymuş olsanız bile devam edebilir ve ardından suçluluk bırakır.

Beden algısı: Aynada gördüğümüz mü, aklımızdaki mi?

Beden algısı, bedenimizi nasıl gördüğümüz, onun hakkında ne düşündüğümüz ve ne hissettiğimizdir. Sosyal medyada sürekli düzenlenmiş görüntülerle karşılaşmak, kendi bedenimizi daha eleştirel bir gözle değerlendirmemize yol açabilir.

Olumsuz beden algısının bazı işaretleri:

  • Aynaya bakmaktan kaçınma ya da sürekli kontrol etme,
  • Kendini sürekli başkalarıyla karşılaştırma,
  • Kilo nedeniyle sosyal ortamlardan uzak durma,
  • Değerini yalnızca görünüşe bağlama.

BDT bu konuda nasıl yardımcı olur?

Bilişsel davranışçı terapi, yemekle ilgili zorlu döngüleri anlamak ve değiştirmek için kullanılan, araştırmalarla desteklenen bir yaklaşımdır. Terapide genellikle:

  • Duygusal yemeyi tetikleyen durumları ve düşünceleri fark etmek,
  • "Ya hep ya hiç" gibi düşünce kalıplarını sorgulamak,
  • Zor duygularla başa çıkmak için yemek dışında yollar geliştirmek,
  • Bedeninizle daha şefkatli bir ilişki kurmak üzerine çalışılır.

Amaç kilo değil, kendinizle ve yemekle daha sağlıklı bir ilişkidir.

Bugün deneyebileceğiniz küçük adımlar

Bir "duygu-yemek günlüğü" tutun. Bir şey yemeden önce kısa bir not alın: "Ne hissediyorum? Gerçekten aç mıyım?" Birkaç gün sonra tekrar eden örüntüleri görebilirsiniz.

On dakika bekleyin. Ani bir yeme isteği geldiğinde kendinize on dakika verin. Bu sürede kısa bir yürüyüş, bir bardak su ya da bir arkadaşınıza mesaj, isteğin duygusal mı fiziksel mi olduğunu anlamanıza yardım eder.

Kendinizle konuşma biçiminizi fark edin. Kendinize söylediğiniz eleştirel cümleleri bir arkadaşınıza söyler miydiniz? Daha anlayışlı bir iç ses geliştirmek zaman alır ama mümkündür.

Sosyal medya akışınızı gözden geçirin. Kendinizi kötü hissettiren hesapları takipten çıkarmak küçük ama etkili bir adımdır.

Sık sorulan: Duygusal yeme bir irade sorunu mu?

Hayır. Duygusal yeme çoğu zaman irade eksikliği değil, zor duygularla baş etmek için öğrenilmiş bir yoldur. Çoğumuz çocukluktan itibaren yemeği ödül, teselli ya da kutlama aracı olarak deneyimleriz. Bu yüzden "kendimi tutmalıyım" diyerek yalnızca davranışı bastırmaya çalışmak genellikle işe yaramaz; tetikleyen duyguyu anlamak ve ona başka yollarla karşılık verebilmek gerekir.

Bir başka yaygın soru da şu: "Önce kilo vereyim, sonra kendimi iyi hissederim." Deneyimler çoğu zaman tersinin de geçerli olduğunu gösterir: Kendinize daha şefkatli yaklaşabildiğinizde, sağlığınız için sürdürülebilir adımlar atmak da kolaylaşır.

Ne zaman destek almalı?

Şu durumlarda bir psikologla görüşmek faydalı olabilir:

  • Yemek düşünceleri gününüzün büyük bölümünü kaplıyorsa,
  • Kontrol edemediğinizi hissettiğiniz yeme atakları yaşıyorsanız,
  • Yemek sonrası yoğun suçluluk ya da utanç hissediyorsanız,
  • Kilo kaygısı sosyal hayatınızı, işinizi ya da ilişkilerinizi etkiliyorsa,
  • Aşırı kısıtlama, kusma ya da yoğun egzersizle telafi etme davranışları varsa.

Bu son belirtiler ciddiye alınması gereken durumlar olabilir; lütfen hem bir hekime hem de bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. Kendinizi güvende hissetmediğiniz acil bir durumda 112'yi arayın.

Bilişsel davranışçı terapi hakkında daha fazla bilgi için BDT nedir yazımıza göz atabilirsiniz.

Son söz

Kilo, sağlığımızın yalnızca bir parçası. Bedenimizle, duygularımızla ve yemekle kurduğumuz ilişki en az onun kadar önemli. Tıbbi kararlar hekimle verilir; ama o kararların arkasındaki duygularla tek başınıza uğraşmak zorunda değilsiniz.

Bu konuları güvenli bir ortamda konuşmak isterseniz, görüşme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, psikolojik değerlendirme ya da tedavinin yerini tutmaz.

Randevu: 0552 418 79 73 · WhatsApp