Sağlık Kaygısı: Sürekli Hastalık Araştırıyorsanız Bilişsel Davranışçı Terapi Nasıl Yardımcı Olur?

· Psikolog Elif Erdoğan

Göğsünüzde bir sıkışma hissediyorsunuz. Birkaç dakika içinde telefonunuzda "göğüs ağrısı neden olur" yazıyorsunuz. Okudukça kalbiniz hızlanıyor, yeni belirtiler fark ediyorsunuz, aklınıza en kötü ihtimaller geliyor. Doktora gidiyorsunuz, tahliller temiz çıkıyor; birkaç gün rahatlıyorsunuz. Sonra başka bir belirti ve aynı döngü yeniden başlıyor.

Bu döngü size tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Sağlık kaygısı, oldukça yaygın ve iyi tanınan bir kaygı biçimidir. Bu yazıda sağlık kaygısının nasıl işlediğini, hangi işaretlere dikkat etmek gerektiğini ve bilişsel davranışçı terapinin (BDT) bu konuda nasıl yardımcı olduğunu anlatıyoruz.

Önce önemli bir not

Bedeninizde yeni, şiddetli ya da geçmeyen bir belirti varsa önce mutlaka bir hekime başvurun. Bu yazı belirtilerinizin kaygıdan kaynaklandığını söylemez; tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz. Sağlık kaygısından söz edebilmek için önce tıbbi bir sorunun dışlanmış olması gerekir.

Sağlık kaygısı nedir?

Sağlık kaygısı, ciddi bir hastalığa sahip olduğunuz ya da yakalanacağınız düşüncesiyle sürekli meşgul olmaktır. Bu kaygı, hekim muayenesi ve tetkikler güven verdiği hâlde uzun süre azalmaz ya da kısa bir rahatlamanın ardından geri döner.

Sık görülen işaretler:

  • Normal beden duyumlarını (çarpıntı, baş ağrısı, kas seğirmesi) ciddi bir hastalığın belirtisi sanmak,
  • Bedeni sürekli kontrol etmek: nabız saymak, ben ve şişlik aramak, tansiyon ölçmek,
  • İnternette saatlerce hastalık ve belirti araştırmak,
  • Sık sık doktor değiştirmek, aynı tahlilleri tekrar istemek,
  • Ya da tam tersine, "kötü bir şey çıkar" korkusuyla doktordan tamamen kaçınmak,
  • Hastalık haberlerinden ve konuşmalarından çok etkilenmek,
  • Yakınlardan sürekli "Bir şeyin yok, değil mi?" diye güvence istemek.

Kaygı döngüsü nasıl işler?

BDT açısından sağlık kaygısı, kendini besleyen bir döngüdür:

1. Beden duyumu: Herkesin zaman zaman yaşadığı bir his, örneğin kalp çarpıntısı.
2. Felaket yorumu: "Ya kalp krizi geçiriyorsam?"
3. Kaygı: Korku arttıkça beden de tepki verir; kalp daha da hızlanır, nefes sıklaşır.
4. Güvenlik davranışı: Nabız ölçmek, internette araştırmak, birine sormak, acile gitmek.
5. Kısa rahatlama, uzun bedel: Güvence bir süre rahatlatır ama zihin bir sonraki duyumu daha da yakından izlemeye başlar.

Araştırmak ve güvence almak, kaygıyı kısa sürede azalttığı için tekrarlanır. Zamanla kişi kendi bedenine ve hekimine güvenmekte zorlanır; belirsizliğe tahammül azalır.

BDT sağlık kaygısında nasıl çalışır?

Bilişsel davranışçı terapi, sağlık kaygısı için araştırmalarla desteklenen yaklaşımlardan biridir. Terapide genellikle şu adımlar üzerinde çalışılır:

Döngüyü tanımak. Hangi duyumların kaygıyı tetiklediği, hangi düşüncelerin eşlik ettiği ve hangi davranışların döngüyü sürdürdüğü birlikte haritalanır.

Felaket düşüncelerini sınamak. "Bu çarpıntı kesin kalp hastalığı" düşüncesinin kanıtlarına ve diğer olası açıklamalara bakılır. Amaç kendinizi kandırmak değil, daha dengeli ve gerçekçi düşünebilmektir.

Güvenlik davranışlarını azaltmak. Kontrol etme, internette araştırma ve güvence isteme adım adım azaltılır. Bu, kaygının kendiliğinden yükselip inebildiğini deneyimlemenizi sağlar.

Belirsizliğe tahammül. Hayatta "yüzde yüz emin olmak" mümkün değildir. Terapide, bu belirsizlikle yaşayabilmeyi öğrenmek üzerinde çalışılır.

Bedenle yeniden barışmak. Nefes, gevşeme ve dikkatini bedenden dışarıya yönlendirme çalışmaları, bedenin sürekli bir tehdit gibi izlenmesini azaltır.

Bugün deneyebileceğiniz küçük adımlar

  • Araştırma için bir kural koyun. Aklınıza bir belirti takıldığında hemen aramak yerine 30 dakika bekleyin ve not alın. Çoğu zaman merak kendiliğinden azalır.
  • Kontrol etmeyi sayın. Bir gün boyunca nabzınızı ya da bedeninizi kaç kez kontrol ettiğinizi yazın. Farkındalık değişimin ilk adımıdır.
  • Düzenli kontrol randevusu planlayın. Hekiminizle planlı aralıklarla görüşmek, her yeni duyumda acile gitme ihtiyacını azaltabilir.
  • Hastalık içeriklerine maruz kalmayı sınırlayın. Sosyal medyada hastalık hikâyelerini sürekli izlemek kaygıyı besler.

Yakınlar nasıl destek olabilir?

Sağlık kaygısı yaşayan birinin yakınları çoğu zaman "Bir şeyin yok" diyerek tekrar tekrar güvence verir. Bu iyi niyetli bir tepkidir; ama döngüyü farkında olmadan besleyebilir. Bunun yerine kaygıyı anladığınızı söyleyip ("Bunun seni çok korkuttuğunu görüyorum") konuyu yavaşça başka bir şeye yönlendirmek, gerekirse hekim kontrolünü ve terapiyi desteklemek daha yardımcı olur. Alay etmek ya da "abartıyorsun" demek ise kişiyi yalnızlaştırır.

Ne zaman destek almalı?

Şu durumlarda bir psikologla görüşmek faydalı olabilir:

  • Sağlığınızla ilgili endişeler haftalardır gününüzün önemli bir kısmını kaplıyorsa,
  • Temiz tahlillere ve hekim güvencesine rağmen rahatlayamıyorsanız,
  • İnternette araştırma ya da beden kontrolü kontrol edemediğiniz bir alışkanlığa dönüştüyse,
  • Kaygı yüzünden doktordan tamamen kaçınıyorsanız,
  • İşinizi, uykunuzu ya da ilişkilerinizi etkilemeye başladıysa,
  • Ani başlayan yoğun korku ve bedensel belirtilerle gelen ataklar yaşıyorsanız.

Kaygının ne zaman bir bozukluğa dönüştüğünü kaygı mı, kaygı bozukluğu mu yazımızda anlatıyoruz. Bedensel belirtilerle gelen ataklar yaşıyorsanız panik atak ve panik bozukluk farkı yazımız da yol gösterebilir.

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç kaybı gibi acil bir belirtiniz varsa ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa lütfen hemen 112'yi arayın.

Son söz

Sağlığınızı önemsemek çok değerli. Ama bu önem, hayatınızı yöneten bir korkuya dönüştüğünde, kaygıyla çalışmak size alan açabilir. Bedeninize yeniden güvenmeyi öğrenmek mümkün. Bu konuda destek almak isterseniz, görüşme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, psikolojik değerlendirme ya da tedavinin yerini tutmaz.

Randevu: 0552 418 79 73 · WhatsApp